Tuncel: Cumhur İttifakı'nın tecrit politikasına karşı ses çıkarmalı

img

ANKARA - Yaşanan krizden çıkışın Kürt sorunun çözümü ve tecridin kaldırılmasıyla mümkün olduğunu belirten Sebahat Tuncel, “Herkesin Cumhur İttifakı’nın tecrit ve Kürt karşıtı politikasına karşı ses çıkarması, cezaevlerinden yükselen sese ses vermesi gerekiyor” dedi.

 
PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik ilk olarak 1980 askeri darbesinin yıldönümü olan 12 Eylül 2012’de tüm cezaevlerinde başlatılan açlık grevi eylemi, 68 gün sonra Öcalan’ın çağrısıyla sonlandırıldı. PKK Lideri ile devlet arasında 2 yılı aşkın süren görüşmelerin sonlandırıldığı 5 Nisan 2015 sonrası yeniden ağırlaştırılan tecridin, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından kamuoyunda kaygılara neden olması üzerine 50 Kürt siyasetçi, “Öcalan ile görüşme” talebiyle 5 Eylül 2016’da açlık grevi eylemi başlattı. Kardeşi Mehmet Öcalan’ın, 11 Eylül 2016’da İmralı Adası’na giderek ağabeyiyle yaptığı görüşme sonucunda eylem sonlandırıldı. 
 
İmralı tecridine karşı Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Leyla Güven’in, tutuklu bulunduğu Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevi’nde 8 Kasım 2018’de başlattığı ve tüm cezaevleri ile dünyanın dört bir yanına yayılan açlık grevi eylemleri, daha sonra ölüm orucu eylemine dönüştürüldü. 200 gün boyunca süren eylem sonucunda, Öcalan’ın avukatları İmralı Adası’na giderek, müvekkilleriyle 5 ayrı görüşme gerçekleştirdi. 
 
İmralı Adası’nda görüşmelerin engellenmesine üzerine 120 cezaevinde süresiz dönüşümlü açlık grevi eylemi başlatıldı. İki kez tecride karşı açlık grevi ile devam eden açlık grevi eylemine katılan Demokratik Bölgeler Partisi önceki dönem Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel, tutuklu bulunduğu Kandıra 1 Nolu Cezaevi’nden tecrit ve açlık grevi eylemlerine ilişkin sorularımızı yanıtladı. 
 
 İmralı tecridi ve artan hak ihlallerine karşı açlık grevi eylemleri devam ediyor. Tecritte ısrar ne anlama geliyor? 
 
Tecrit politikalarının son bulması, Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümü için sevgili Leyla Güven’in öncülüğünde 2018 Kasımı ayında başlatılan süreç, 200 günün sonunda Sayın Öcalan’ın kardeşi ve avukatlar ile yaptığı görüşme sonrası sonlandırılmıştı. Ancak bu süreç uzun sürmedi. Hükümet keyfi uygulamalarla Sayın Öcalan ve arkadaşlarının anayasal hakları yok sayıldı. Bu süreçte bildiğiniz gibi CPT de raporunu açıkladı. Raporda çok net olarak İmralı Adası’nda ‘özel hukuk’ rejiminin devrede olduğu, tecridin işkence olduğu ve bu politikalara son vermesi gerektiği Türkiye hükümetine bildirildi. Ancak hükümet bırakalım İmralı işkence sistemini değiştirmek, bunu derinleştirmeye devam etmektedir. Tüm dünyayı etkisi altına alan pandemi sürecinde Sayın Öcalan ve arkadaşlarından, ailesi, avukatları ve kamuoyu hiçbir haber alamamaktadır. Hükümet tüm çağrılara kulak tıkamaktadır.
 
Tüm bu yaşananlar karşısında cezaevlerinde Sayın Öcalan’ın sağlık, güvenlik ve özgürlük koşullarının sağlanması, Türkiye’nin Kürt karşıtı politikasına, işgal politikalarına son vermesi, Kürt halkına, kadınlara, demokratik muhalefete yönelik, gözaltı tutuklama baskı politikalarına son vermesi ve pandemi sürecinde cezaevinde askıya alınan hakların uygulanması talepleriyle yeniden süresiz dönüşümlü açlık grevleri başladı. Cezaevlerindeki bu direniş aslında Türkiye’de tıkanan siyasetin önünün açılması, demokrasi ve özgürlük mücadelesinin gelişimi açsından da önemli diye düşünüyorum. Ancak Cumhur İttifakı her yerde olduğu gibi, cezaevlerinde de baskı ve zor politikalarını devreye koymaktadır. Tutsakların hak ve özgürlük talepleri yok sayılmaktadır. Hak taleplerine disiplin cezaları ile karşılık verilmektedir. Bulunduğumuz cezaevinde de açlık grevine giren tüm arkadaşlara disiplin cezası veriliyor. Ayrıca son bir yıldır pandemi bahanesiyle tüm ortak etkinlikler askıya alınmış durumda. Aslında İmralı’da uygulanan tecrit politikası şuan tüm cezaevlerine yayılmış bulunmaktadır. Yine kitap sınırlandırması, Yen Yaşam Gazetesi’nin verilmemesi ve birçok kısıtlama devam etmektedir.
 
Bir diğer talep ise cezaevlerinde artan hak ihlallerinin sonlandırılması. Bulunduğunuz cezaevinde ne tür ihlaller yaşanıyor, tutuklular açısından nasıl bir süreç yaşanıyor?
 
Evet, sizin sorularınıza da grevde iken cevap veriyorum. Bu süreç bir direniş ve mücadele süreci olması itibariyle genel olarak arkadaşlarımızın moralleri yüksek. Belirttiğim gibi pandemi bahanesiyle bir araya gelemiyoruz. Birbirimize yüksek sesle bağırarak iletişim kurabiliyoruz. Cezaevi idaresi de pandemiyi bahane ederek, grevdeki arkadaşların sağlık durumunu takip etmiyor. Tansiyon, şeker vb. ölçümler yapılmıyor.
 
Tecridin cezaevlerine yansıması ne oluyor?
 
 
Devletin toplumda ki yansıması saf şiddettir. Kutuplaştırıcı dayanışmayı ortadan kaldıran, bireyi, kadınları, halkları ayrıştırarak, yalnızlaştırarak, teslim alarak, kendisine biat ettirmek isteyen bir politikayı, günlük uygulamalarında siyasi söylemlerde de görüyoruz.
 
Sizin de belirttiğiniz gibi İmralı da uygulanan tecrit ve izolasyon, sadece cezaevlerine değil, aslında tüm Türkiye’ye yayılmış durumda. Tabi ki cezaevleri bunu daha derinden yaşıyor. Devlet zihniyetinin baskı ve zor politikalarını devletin denetiminde olduğu yerlerde daha net görüyoruz. Yasakçı, baskıcı, çıplak bir şekilde bu yerlerde çok net görülüyor. İnsan hak ve özgürlükleri, demokratik hukuk düzeni, düşünce ve ifade özgürlüğünün iktidarın insafına bırakıldığı, toplumun denetiminden uzak yerler cezaevleri. Devletin tüm politikası teslim almak, iradesizleştirmek üzere kurduğu bu mekanlarda insanın her gün iradeli bir mücadele veriyor. Aslında bu politikalar sadece cezaevleri ile sınırlı değil, iktidarın aygıtları devletin tüm baskı ve zor araçlarını başta özgürlük güçleri, toplumsal muhalefet olmak üzere tüm topluma yaymakta, toplumu koşulsuz itaat etmeye zorlamaktadır. İtaat etmeyenlere de baş eğdirmeye, diz çöktürmeye çalışmaktadır. Şuan devletin toplumda ki yansıması saf şiddettir. Kutuplaştırıcı dayanışmayı ortadan kaldıran, bireyi, kadınları, halkları ayrıştırarak, yalnızlaştırarak, teslim alarak, kendisine biat ettirmek isteyen bir politikayı, günlük uygulamalarında siyasi söylemlerde de görüyoruz.
 
DTK Eşbaşkanı Leyla Güven öncülüğünde 200 gün süren eylemler sonucunda avukatları Öcalan ile 5 ayrı görüşme gerçekleştirse de yeniden engellemeler başladı. Gelinen aşamada yeniden açlık grevleriyle cezaevleri nasıl bir mesaj veriyor? 
 
Kürt halkının eşitlik, özgürlük, demokrasi ve barış mücadelesinde cezaevleri her dönem önemli bir yer tutmuştur. Kürt siyasi tutsaklar cezaevlerinde de direniş ve mücadeleyi esas alarak, Kürt halkının özgürlük mücadelesine katkıda bulunmuşlardır. Kısacası her dönem cezaevleri dünyada, Türkiye’de yaşanan toplumsal, siyasal ekonomik vb. sorunlara ilişkin, ilgili ve duyarlı olmuş ve bu konuda koşulları oranında müdahil de olmuştur. Şimdi de Türkiye’deki siyasal toplumsal gelişmelere karşı, yaşanan savaş politikalarına, tecrit politikalarına karşı durması, ses çıkarması anlaşılır bir durumdur. Cezaevlerindeki siyasi tutsakları hem izolasyon politikasını, Türkiye’deki siyasi ve ekonomik krizin temel nedeni olarak ele almaktadır. Bunun içinde Sayın Öcalan ile yürütülen diyalog ve müzakerenin yeniden başlamasının, Sayın Öcalan’ın sesinin toplum tarafından duyulması, toplumsal ve siyasal sorunlara ilişkin görüş ve önerilerinin kamuoyunun yansıması, toplumsal barış için, bir arada yaşam için, adalet ve özgürlük için önemli olduğunun altını çiziyor. O nedenle demokrasi ve özgürlüklerden yana olan, hak ve özgürlük talebi olan, adalet isteyen herkesin Cumhur İttifakı’nın tecrit ve Kürt karşıtı politikasına karşı ses çıkarması, cezaevlerinden yükselen bu sese ses vermesi gerekiyor.
 
Tecridin bugünün Türkiye’sinde yaşanan sorunlar ve siyasal atmosferi konusunda bağlantısını nasıl kuruyorsunuz?
 
21. yüzyılın şafağında, Ortadoğu’da ve dünyada yaşanan siyasal ve toplumsal gelişmeler, Türkiye’deki rejim krizi, iktidardakileri bir yol ayrımına getirdi. Demokrasi ve özgürlükleri, barışı geçiştirecek demokratik bir süreç inşasına yönelmek yerine; tekçi, otoriter, baskıcı, faşizan bir yola girdi. Ve ittifak ortaklarını da buna göre belirledi. Bu politikasının merkezine de Kürt karşıtlığını koydu. 2015 yılında Dolmabahçe de açıklanan deklarasyonun yok sayılması ve masanın devrilmesi de bu politik tercihle ilgilidir. İktidarın bu yönelişi demokratik siyaset alanının baskı altına alınmasına ve Kürt halkının tüm kazanımlarının gasp edilmesine, Kürtlerin kitlesel olarak toplama kamplarına dönüştürülen cezaevlerine konmasına neden oldu. Bu süreç tabi ki sadece Kürtlerle sınırlı kalmadı. Kayyım politikası iktidarın temel politikası haline geldi. En son Boğaziçi Üniversitesi’ne kayyım rektör atanması örneğinde yaşadığımız gibi.
 
 
 Tüm bu gelişmelere baktığımızda bile Kürt sorunun demokratik ve barışçıl çözümünün ne kadar acil ve öncelikli bir gündem olduğunu görürüz. Bu açıdan da baktığımızda tecrit ve izolasyon politikasının kırılması, demokrasi, barış ve özgürlüklerin önünün açılması, Türkiye’de demokratik cumhuriyetin inşası açısından ne kadar kritik önemde olduğu anlaşılacaktır.
 
Türkiye’deki bu yönelim ile birlikte kapitalist sistem yapısal krizinin de derinleşmesi, kapitalizmin sonunun geldiği tartışmalarının yürütüldüğü, ekonomik ve ekolojik krizin derinleşmesi durumu daha da ağırlaştırdı. Koronavirüs nedeniyle yaşanan pandemi süreci, iktidar tarafından bir fırsata dönüştürülerek, toplumun baskı altına alınması ‘Hayat eve sığar’ sloganı adı altında toplumsal muhalefeti kapalı mekanlara, evlere kapatmaya çalıştı. Kapitalist dünyanın bir parçası olan Türkiye’de de ciddi yapısal bir kriz yaşanmakta olduğunu ve bu krizin her geçen gün derinleştiği herkes tarafından görünmektedir. Faşist Cumhur İttifakı Türkiye’deki bu sistem krizini tekçi, cinsiyetçi, milliyetçi, dinci otoriter bir başkanlık sistemi inşa ederek aşmaya çalışıyor. En son Cumhurbaşkanının “yeni anayasa” çıkışı da 2’nci Cumhuriyetin anayasal güvenceye alınması hedefidir. Tüm hak ve özgürlüklerin askıya alındığı, var olan demokrasi kırıntılarını da ortadan kaldırıldığı, toplumsal muhalefetin, özellikle Kürt muhalefetinin baskı altına alındığı, kadınların tüm kazanımlarının ortadan kaldırılmaya çalışıldığı faşizm koşullarında, demokratik, katılımcı ve özgürlükçü bir anayasanın yapılmayacağını herkes biliyor aslında. Tüm bu gelişmelere baktığımızda bile Kürt sorunun demokratik ve barışçıl çözümünün ne kadar acil ve öncelikli bir gündem olduğunu görürüz. Bu açıdan da baktığımızda tecrit ve izolasyon politikasının kırılması, demokrasi, barış ve özgürlüklerin önünün açılması, Türkiye’de demokratik cumhuriyetin inşası açısından ne kadar kritik önemde olduğu anlaşılacaktır.
 
 Tecridin kaldırılması Türkiye’nin demokratikleşmesi açısından nasıl bir öneme sahip?
 
Uluslararası bir komplo ile Türkiye’ye getirilen Sayın Abdullah Öcalan 22 yıldır İmralı Ada Cezaevi’nde ağır tecrit koşullarında bulunmakta. 2011 yılından bugüne de bu ağır tecrit mutlak tecride dönüştürülmüştür. Uluslararası komplo ile bir yandan Kürt Türk çatışması derinleştirilmek istenmiş, diğer taraftan Kürt halkının eşitlik, özgürlük mücadelesi bastırılmak istenmiştir. Ancak Sayın Öcalan’ın komplonun hedefine dair öngörüleri ve bu komployu boşa çıkarmak için ortaya koyduğu çaba, mücadele komplocuların amacına ulaşmasını engellemiştir. Bugün Sayın Öcalan’ın görüş ve düşünceleri, dünyanın pek çok yerinde akademisyenler, sendikalar tarafından tartışılmaktadır. Yine Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümü için çabası ve emeği de bilinmektedir. Özellikle ‘çözüm süreci’ olarak adlandırılan diyalog sürecinde de Sayın Öcalan’ın hem Kürt sorununa hem ekoloji hem kadın sorununa ilişkin görüşleri ve önerileri sadece Kürtler tarafından değil, demokrasi, eşitlik, özgürlük ve barış talebinde bulunan kişi ve çevreler tarafından da dikkatle takip edilmiştir. Ki bu süreçte Türkiye de düşünce ve ifade özgürlüğü başta olmak üzere hak ve özgürlüklerin kullanılabildiği, insanların kendisini güvende hissettiği, geleceğe de güvenle baktığı bir süreç olmuştur.
 
 
Sürecin sonlandırılmasının Türkiye’yi ne hale getirdiğine de hep birlikte tanıklık ettik. Bu krizden çıkışın yolu Kürt sorunun çözümünden, Kürt sorunun çözümü de Sayın Öcalan’ın sağlık, güvenlik ve özgürlük koşullarının sağlanarak toplumla bağının kurulması ve müzakerelerin başlamasından geçer.
 
Dolmabahçe Mutabakatı’yla diyalog sürecinin müzakereye evrilmesi konusunda toplumda büyük bir beklenti oluşmuşken, AKP’nin masayı devirmesi ve diyalog sürecini sonlandırması, Türkiye’de yaşanan rejim krizini daha da derinleştirmiştir. 15 Temmuz darbe girişimi de bahane edilerek demokratikleşme ve barışa dair tüm çalışmalar rafa kaldırılmış, Türkiye bir karanlığa sürüklenmiştir. Türkiye’nin içine girdiği ekonomik ve siyasi krizi, İmralı’da devreye konulan tecrit politikalarından bağımsız ele alamayız. İmralı’da devreye konan ve onun etrafında geliştirilen tekçi, kutuplaştırıcı, cinsiyetçi, milliyetçi çizgi, bugün tüm Türkiye’yi esir almış durumdadır. Diyalog ve müzakere sürecinde halkların kardeşliği ve barışı demokrasi ve özgürlüklerin gelişiminde sadece Kürtlerde değil, tüm Türkiye halklarında büyük umut yaratmıştır. Sürecin sonlandırılmasının Türkiye’yi ne hale getirdiğine de hep birlikte tanıklık ettik. Bu krizden çıkışın yolu Kürt sorunun çözümünden, Kürt sorunun çözümü de Sayın Öcalan’ın sağlık, güvenlik ve özgürlük koşullarının sağlanarak toplumla bağının kurulması ve müzakerelerin başlamasından geçer.
 
Tecridin kaldırılması için kimlere, nasıl sorumluluklar düşüyor?
 
Tecridin kaldırılması için herkese görev düşüyor. Demokrasiden, özgürlüklerden, barıştan ve adaletten yana olan herkese görev düşüyor. Türkiye’deki bu gidişattan rahatsız olan, halkların eşitliği ve kardeşliğine, bir arada yaşamaya inanan herkesin bu sürece katılması gerekir.
 
MA / Diren Yurtsever
 

Diğer başlıklar

20:27 Koronadan hayatını kaybeden sağlıkçılar için anma
20:09 Diyarbakır’da trafik kazası
20:03 ‘Sivil toplum örgütleri toplumun nefesidir’
19:53 Koronadan 74 kişi daha vefat etti
19:36 KESK İstanbul Şubeler Platformu işe iade talebini yineledi
19:25 İstanbul’un 3 ilçesinde ‘Kadınlar İçin Gerçek Adalet’ paneli
19:05 Asistan Hekimler: Tükeniyoruz
18:56 Midyat’taki cinayete ilişkin çok sayıda gözaltı
18:30 Tutuklu Eşbaşkan Yaşar’ın duruşması ertelendi
17:13 Halkevleri: Üyelerimize ajanlık dayatılıyor
17:02 Oluç: İktidar bizim üzerimizden Millet İttifakı’nı parçalamaya çalışıyor
16:56 Üzümlü Sınır kapısı açılıyor
16:42 Dersim'de esnaf zor durumda
16:33 Akademisyen Ergüder’e destek imzaları 3 bin 452’ye ulaştı
16:31 ‘İşyerleri iflasın eşiğinde, hükümet harekete geçmeli’
16:28 Ege’de bir yılda 17 bin 296 hak ihlali
16:19 Manisa’daki kadın cinayeti zanlısı tutuklandı
16:01 TJA 8 Mart'ın startını verdi
15:39 TTB’den normalleşme uyarısı: Açılma cinayettir
15:37 İzmir Barosu'nun Genel Kurul başvurusu reddedildi
15:08 Tahir Elçi davasının ikinci duruşması 3 Mart'ta
15:08 Hasta tutuklu Polat’ın annesi: Oğlum serbest bırakılsın
14:46 Akademisyenlerden kayyıma istifa çağrısı
14:45 Barış Anneleri Tanrıkulu’yla görüştü
14:39 Gençler 'Harekete geç' kampanyasını sonlandırdı
14:37 Eğitim Sen Van Şubesi: Kömür ulaştırılmayan okul var
14:20 Gergerlioğlu: Sonuna kadar direneceğiz
14:20 Boğaziçi'ndeki 'Kabe fotoğrafı' soruşturmasının iddianamesi hazırlandı
14:19 İşçiler için yapılacak açıklamaya salgın engeli
14:14 HDP yöneticisine 6 yıl 8 ay hapis
14:08 Nijerya’da 300 öğrenci kaçırıldı
14:04 Urfa'da bir ay boyunca eylem etkinlik yasağı
14:02 Aktaş ve Yavuzel'in anmasına engelleme
14:00 ‘Barış, Dostluk ve Demokrasi Ödülü’ Eren Keskin’e verilecek
13:48 Kışanak: Dosya siyasi saiklerle açıldı, savunma yapmayacağım
13:41 MED TUHAD-FED Eşbaşkanı Haran’a hapis cezası
13:36 ‘Verginin tanımı tartışmalı hale gelmiştir’
13:33 Öğrenciler: Bizi kaçırarak teslim alamayacaklar
13:00 Kadın Yönetmenler Festivali’nin ödülleri belli oldu
12:42 İzmir'de Demirtaş açıklamasına polis engeli
12:05 Genç kadınlar: Erdoğan’ın darbelerine göz yummayacağız
11:44 Tecrit ve Roboski haberine soruşturma
11:30 TL’de değer kaybı sürüyor
11:29 Türkiye’nin yüksek teknoloji ihracatı yüzde 3
10:55 ABD, Suriye'de İran destekli milisleri hedef aldı
10:45 Tuncel ve Kışanak’ın duruşması başladı
10:19 İltica başvurusu reddedilen Kürt şair Türkiye’ye iade edilmek isteniyor
10:14 Kürkçü: Garê sonrasında içeride stratejik güç dengeleri değişti
10:14 Kirasını ödeyemeyen ailenin elektrik ve doğalgazı kesildi
09:52 Mesut Barzani'den Bavê Şêx'e: Milletine söyle Müslüman olsun
09:30 Diyarbakır’da sağlıkçılar ulaşım sorunu yaşıyor
09:30 Açlık grevi 92’nci gününde
09:21 İstanbul’da 11 gözaltı
09:21 Bilirkişi raporu Fendik cinayetinin örtbas edildiğini ortaya koydu
09:20 Bipolar tanıktan 'örgüt üyesi' çıkarıldı
09:09 Xoybun’u tanımak için önemli bir araştırma: Kürt Milli Cemiyeti Xoybun
09:09 ‘Ben var oldukça denbêjliği bırakmayacağım’
09:07 DEVA Partisi İl Başkanı: HDP kapatılırsa iktidar düşer
09:07 Tutuklu Çetin: Tecrit kalkmadan geri adım atmayacağız
09:05 Kuraklık en çok Van Gölü’nü vuracak
09:05 AYM'nin 'yaşam ihlali' kararına savcı direniyor
09:05 Gizli gizli yaptığı resimlerden sergi açtı
09:03 'Xalê Xizir' etkin pişmanlıktan faydalananların beyanıyla cezaevinde
09:03 Yüksekova kayyımı ekmek kulübesini yıktı
09:03 Kaçmaz: Yeni anayasa toplumsal sözleşmeyle mümkün
09:03 Eşitlik yoksa devrim var
09:00 26 ŞUBAT 2021 GÜNDEMİ
25/02/2021
22:02 Mardin'de tecrit protestosu
21:58 Van’da bir korucu ölü bulundu
21:23 Koronada 9 bin 572 yeni vaka
20:35 Koca: Tam kapanmayı düşünmüyoruz
20:08 ‘Bu coğrafyanın doğası da adaletsizlikle karşı karşıya’
19:50 Medya Sönmez memleketinde toprağa verildi
19:40 Migros depo işçileri işten atıldı
19:34 Hayvan hakları aktivistleri açlık grevine başladı
19:16 Emekli Sen: Mücadelemiz sürecek
19:06 Müzisyenlerden engellemelere tepki
18:45 Özel: İkiyüzlülüğün fotoğrafı
18:45 Şener ve Özhaseki hakkında suç duyurusu
18:09 Berberoğlu'nun fezleke itirazına ikinci ret
17:53 Iğdır’da ‘Herkes için adalet’ kampanyasının startı verildi
17:42 Gençlerden açlık grevlerine destek yürüyüşü
17:36 İşkence gören çocukların davası ertelendi
17:25 344 STÖ’den çağrı: Tecrit kaldırılsın
17:24 Diyarbakır’da bir köy karantinaya alındı
17:23 Diyarbakır’da bir kişi tutuklandı
17:19 Bolu TÜVTÜRK’de direnişin startı verildi
16:50 Cezaevinde köpekli arama
16:36 Şemdinli'de mor zincir eylemi
16:04 10 yıldır kayıp olan Biçer'in eşi tarafından katledildiği ortaya çıktı
15:49 Eğitim Sen: Eğitimciler de bir an önce aşılanmalı
15:49 Aleyna Çakır davası: Çelişkili ifadeler, darp itirafı
15:35 Uzman Çavuş Orhan’ın tutuklanma talebi yine reddedildi
15:28 Baydemir ile Barzani bir araya geldi
15:21 İstismar failinin serbest bırakılma gerekçesi: Öpmek taciz değil
15:14 TGS: Basın özgürlüğü için mücadele edeceğiz
15:10 Beştaş: Tecrit bir an önce kaldırılmalı
15:09 Bakırhan: Daha çok direneceğiz, örgütleneceğiz
14:47 Valilik soruşturmaya izin vermedi
14:32 HDP'lilerden suç duyurusu